GA Su Arıtma Cihazları En sonuncu Sorular

Galip Arduç
Yönetici

Tipik TOK değerleri nelerdir (Toplam Organik Madde)

ORGANİK MADDELER

Suda bulunan organik maddeler kaynaklarına göre şu şekilde sınıflandırılabilirler:

  1. Tabii organik malzemelerin (bitkiler, yosunlar, mikroorganizmalar, vb.) suda parçalanması ve çözünmesi neticesi suya eklenen organikler. Canlı mikroorganizmaların ürettiği ve suya geçen maddeler de bu sınıfa dahildir.
  2. Evlerden ve ticari faaliyetlerden kaynaklanan sentetik (suni) maddeler.
  3. Arıtma işlemleri sırasında suya eklenen maddeler veya kimyevi reaksiyonlar neticesi suda meydana gelen yan ürünler.

Tabii organik maddeler (humik asit gibi) genel olarak sağlığa zararlı olmamakla beraber, bazıları suya renk veya istenmeyen tad ve kokular verebilir. Bu gibi maddelerin serbest klor ile reaksiyonu THM’ler gibi zararlı yan ürünlerin ortaya çıkmasına sebep olabilir.

Sudaki organiklerin toplam miktarı TOK (Toplam Organik Karbon) parametresi ile belirtilebilir. Tipik TOK değerleri şu şekildedir:

  • Yeraltı suları 0.1-2.0 mg/L
  • Deniz suyu 0.5-5.0 mg/L
  • Yüzey suları 1-20 mg/L
  • Bataklık suları 50-250 mg/L
  • Biyolojik arıtmayı müteakip evsel atık su 10-20 mg/L
  • Ham atık su 50-1000 mg/L

Sentetik organik maddeler (SOC= “Synthetic Organic Chemicals”) arasında çok sayıda ve değişik özelliklere sahip organik bileşikler vardır. İçme suyunda bulunma ihtimali olan ve sağlığa zararlı olduğu düşünülen organik maddelerin ekserisi halojenlenmiş (bilhassa klorlanmış, yani klor atomu ihtiva eden) organik bileşiklerdir.

Pestisidler, herbisidler ve dezenfeksiyon yan ürünlerinin en önemlileri olan THM’ler ve haloasetik asitler bu kategoriye dahildir. Halojenlenmiş organik bileşiklerin pek çoğu şu özelliklere sahiptir. (1) Genel olarak zehirlidirler (pestisid ve herbisidler “öldürücü” oldukları için kullanılırlar), (2) Hidrofobiktirler (yağlı dokularda birikirler), (3) Çok miktarda kullanılmaktadırlar, (4) Biyolojik bozunmaya (“biodegradation”) dirençlidirler.

Klorlanmış solventler ve klorlanmış alifatik hidrokarbonlar, uçucu organik maddeler (VOC= “Volatile Organic Compounds”) denilen bileşikler arasındadır. Bunlar pestisidler kadar hidrofobik değildir; ayrıca uçucu oldukları için yüzey sularında fazla bulunmazlar. Ancak yeraltı sularında çok miktarda bulunabilirler. Karbon tetraklorür, tetrakloroetilen, trikloroetilen ve 1,1,1-trikloroetan isimli solventler önde gelen kirleticilerdir.

Tabii organik maddelerin sudaki konsantrasyonları mg/L boyutlarında iken, sentetik bileşiklerin konsantrasyonları μg/L (mikrogram/L) veya ng/L (nanogram/L) boyutlarındadır. Sentetik organiklerin bir kısmı kanser hastalığına veya başka sağlık problemlerine yol açmaktadır. Çok sayıda değişik organik madde mevcut olduğu için burada bir liste verilmeyecektir.

Sağlığa zararlı olan (veya zararlı olabileceği sanılan) bileşiklerin isimleri, sağlığa etkileri ve içme suyunda izin verilen azami miktarları için AWWA’nın (AWWA = American Water Works Association) “Water Quality Handbook” isimli kitabına veya USEPA’nın (USEPA = United States Environmental Protection Agency) internet sitesine bakılması tavsiye edilir.

Cevap eklemek için giriş yapmalısınız.

  1. Sudaki organik maddeler, doğal kaynaklardan veya insan faaliyetlerinden gelen farklı bileşikleri içerebilir. Bu maddelerin miktarı TOK (Toplam Organik Karbon) parametresi ile ölçülür. TOK, suyun organik madde yükünü ifade eden bir ölçüttür ve suyun kalitesi hakkında bilgi verir.

    Organik Maddelerin Kaynakları

    1. Tabii Organik Maddeler:
      • Bitkiler, yosunlar, mikroorganizmalar gibi doğal kaynaklardan gelen organik maddeler.
      • Bu maddeler, suya renk, tat ve koku verebilir ve klor ile reaksiyona girdiklerinde trihalometanlar (THM) gibi zararlı yan ürünler oluşturabilir.
    2. Sentetik Organik Maddeler (SOC):
      • Pestisitler, herbisitler ve dezenfeksiyon yan ürünleri gibi insan kaynaklı bileşiklerdir.
      • Genellikle halojenlenmiş (klorlanmış) bileşikler içerir ve toksik özelliklere sahiptir.
    3. Arıtma Sürecinde Eklenen Maddeler:
      • Kimyasal arıtma sırasında suya eklenen veya reaksiyon sonucu oluşan yan ürünler.

    Tipik TOK Değerleri

    Sudaki organik madde yükünü ifade eden TOK değerleri, suyun türüne ve kaynağına göre değişiklik gösterir:

    • Yeraltı Suları: 0.1-2.0 mg/L
    • Deniz Suyu: 0.5-5.0 mg/L
    • Yüzey Suları (Nehirler, Göller): 1-20 mg/L
    • Bataklık Suları: 50-250 mg/L
    • Biyolojik Arıtma Sonrası Evsel Atık Su: 10-20 mg/L
    • Ham Atık Su: 50-1000 mg/L

    Sentetik Organik Maddeler (SOC)

    • Pestisidler ve Herbisitler:
      • Tarımda kullanılan ve öldürücü özellikte kimyasallardır.
      • Hidrofobik yapıları nedeniyle yağlı dokularda birikirler ve biyolojik bozunmaya karşı dirençlidirler.
    • Dezenfeksiyon Yan Ürünleri:
      • Trihalometanlar (THM) ve Haloasetik Asitler gibi bileşikler, klor dezenfeksiyonu sırasında oluşabilir.
    • Uçucu Organik Maddeler (VOC):
      • Klorlanmış solventler ve hidrokarbonlar bu gruba dahildir.
      • Özellikle yeraltı sularında yüksek miktarda bulunabilirler.

    Sudaki Organik Maddelerin Etkileri

    1. Sağlık:
      • Halojenlenmiş organik bileşikler toksik, kanserojen olabilir ve yağ dokusunda birikme eğilimindedir.
      • Pestisit ve herbisit kalıntıları, insan sağlığı üzerinde ciddi riskler oluşturabilir.
    2. Tat ve Koku Problemleri:
      • Tabii organik maddeler, suyun tat ve kokusunu olumsuz etkileyebilir.
    3. Arıtma Sürecine Etkiler:
      • Organik maddelerin varlığı, dezenfeksiyon sırasında zararlı yan ürünlerin oluşumuna neden olabilir.

    Sonuç ve Tavsiyeler

    • Su Kalitesi Kontrolü: TOK değerlerinin düzenli olarak ölçülmesi, su kalitesini izlemek için önemlidir.
    • İleri Arıtma Yöntemleri: Aktif karbon filtrasyonu, ozonlama ve ters ozmoz gibi yöntemlerle sudaki organik maddelerin giderimi sağlanabilir.
    • Standartlara Uyumluluk: Sağlık açısından tehlikeli organik maddelerin miktarı, ulusal ve uluslararası standartlar çerçevesinde kontrol edilmelidir (ör. USEPA veya AWWA önerileri).

    TOK ölçümleri ve organik madde yönetimi, suyun güvenli ve sağlıklı bir şekilde tüketilmesi için hayati bir öneme sahiptir.