- Hakkında
- Questions
- Polls
- Answers
- Best Answers
- Followed
- Favorites
- Groups
- Posts
- Comments
- Followers Questions
- Followers Answers
- Followers Posts
- Followers Comments
- Questions
- Polls
- Answers
- Best Answers
- Followed
- Favorites
- Groups
- Posts
- Comments
- Followers Questions
- Followers Answers
- Followers Posts
- Followers Comments
saf Su İçilir mi?
İçeriğine bakıldığında hiçbir kimyasal madde ve zararlı atık bulunmadığını görebilirsiniz ancak tüketildiği takdirde midenize büyük ölçüde zarar verecek olan sulardır. Saf su içilir mi sorusunun yanıtını kesinlikle hayır olarak verebiliriz. Akülerde kullanılan ve kesinlikle tüketilmemesi gereken safDevamını oku
İçeriğine bakıldığında hiçbir kimyasal madde ve zararlı atık bulunmadığını görebilirsiniz ancak tüketildiği takdirde midenize büyük ölçüde zarar verecek olan sulardır. Saf su içilir mi sorusunun yanıtını kesinlikle hayır olarak verebiliriz. Akülerde kullanılan ve kesinlikle tüketilmemesi gereken saf su, kendi içinde sahip olduğu güçlü bileşenler ile birlikte etkili bir sıvı maddesidir ancak insan bedeni için ne yazık ki faydalı değildir.
Saf su olarak tanıtımı yapılan ve reklamları dönen suların gerçek saf su olmadığını da belirtmek gerekiyor. Buradaki kelime oyunu yalnızca suyun temiz olduğunu belirtmek adına kullanıyor çünkü gerçek saf suyun içilmesi gibi bir durum söz konusu değildir.
Saf Su Zararlı mıdır?
Saf su içilir mi sorusu ile birlikte zararlı olup olmadığına da göz atalım. İçinde herhangi bir şekilde zararlı organizma ya da atık olmamasına rağmen saf suyun insan bedenine zararlı olduğunu bir kez daha belirtmek gerekiyor. Güçlü bir yapıya sahip olduğu için insan vücudu bu suyu kabul etmiyor, bu yüzden uzmanlar tarafından tüketilmemesi daha doğru kabul ediliyor.
1 bardak saf su içtiyseniz bir anda size birşey yapmaz saf su içildiği zaman her gangi bir işlem yapmanıza da gerek yoktur. Uzun süre saf suya maruz kalındığında iç organlarımıza v ecücudumuzun bir çok alanına zamanla zarar verecektir.
Kısaca: Bir seferlik saf su içmekten zarar gelmez fakat sürekli içildiğinde mineral eksikliğine bağlı elektrolit dengesizleşmesine sebep olur. Ölümle bile sonuçlanabilir.
Her zaman mineralli su içmeye özen gösterin.
Daha az görSu molekülünün özellikleri nelerdir?
Suyun Özellikleri ve Molekül Yapısı: -Renksiz, kokusuz ve saf haliyle tatsız bir yapı söz konusudur. -İki hidrojen ve bir oksijenden meydana gelir. -Yukarıda belirttiğimiz iki molekül, gaz halinde bulunur ancak bir araya geldikleri anda suyu oluşturarak sıvı hale dönüşürler. -Saf su renksiz gibi görDevamını oku
Suyun Özellikleri ve Molekül Yapısı:
-Renksiz, kokusuz ve saf haliyle tatsız bir yapı söz konusudur.
-İki hidrojen ve bir oksijenden meydana gelir.
-Yukarıda belirttiğimiz iki molekül, gaz halinde bulunur ancak bir araya geldikleri anda suyu oluşturarak sıvı hale dönüşürler.
-Saf su renksiz gibi görünse de sahip olduğu demir sayesinde kahverengi bir görüntü elde edebilir.
-Hidrojen ve oksijen atomları su içerisinde birbirine sıkı şekilde bağlıdır. Diğer su molekülleri ile sıkı bir bağ söz konusu değildir ve gevşek bağ kurulur.
-Su yüzeyindeki güçlü direncin en önemli nedenlerinden bir tanesi yapısal dayanıklılık ve moleküllerin sıkı sıkıya bağlı olmasıdır.
-Donduğunda %8 ila %10 oranında hacim kaybeder.
Güçlü Bir Bağ Yapısı:
Su molekülünün özellikleri arasında yukarıda da belirttiğimiz güçlü bağ detayı önem arz ediyor. Gevşek bağ kurulması aslında suyun dirençli olmasındaki en önemli etkenlerden bir tanesidir. Arıtma sularında bu direnç bir adım daha öne çıkıyor ve suyun daha sağlıklı olma hali de bu yüzden kaynaklanıyor.
Su içerisinde çok sayıda molekül yer alıyor ve saniyeler içerisinde çok hızlı bir şekilde birçok molekül ile ortak bağ kurabiliyorlar ve bu etkileşim gerçekten muazzam. Doğa harikası olan su, sağlıklı bir yapıya kavuştuğunda insan vücudu için daha değerli hale geliyor ancak ne yazık ki şebeke suları sizlere bunu veremiyor. Sağlıklı su için birtakım işlemler söz konusu ve bu işlemler için su arıtma cihazlarını tercih edebilirsiniz.
Daha az görSuyun özelliklerini inceleyen bilim dalı nedir?
Suyun özelliklerini inceleyen bilim dalına "Hidroloji" denir. Su bilimi ya da hidroloji, suların yerküre üzerindeki dağılımını ve mekanik, fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerini inceleyen bilim dalıdır. Yeryüzünde canlıların yaşamını devam ettirmek için suyu kullanmak ve kontrol altına almakDevamını oku
Suyun özelliklerini inceleyen bilim dalına “Hidroloji” denir.
Su bilimi ya da hidroloji, suların yerküre üzerindeki dağılımını ve mekanik, fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerini inceleyen bilim dalıdır. Yeryüzünde canlıların yaşamını devam ettirmek için suyu kullanmak ve kontrol altına almak istemesi gerektiğinden insanlar tarihin başlangıcından beri su ile ilgilenmişlerdir.
Suyun özelliklerini tanımaya çalışmış, hareketini yöneten kuramları belirlemiş , oluşturabileceği tehlikeleri önlemeye ve sudan en iyi şekilde yararlanmaya çalışmışlardır. Suyun hareketini inceleyen hidromekanik, bu bilimin teknikteki uygulamasına da hidrolik denir. Hidroloji veya su bilimi ise suyun dünyadaki dağılımını ve özelliklerini inceler.
Hidrolojinin en geniş tanımı, 1962 senesinde A.B.D. Bilim ve Teknoloji Federal Konseyi Bilimsel Hidroloji Komisyonu tarafından önerilmiştir ve önerdikleri tanım ise: “Hidroloji, yerküresinde (yani yeryüzünde, yer altında ve atmosferde) suyun çevrimini, dağılımını, fiziksel ve kimyasal özelliklerini, çevreyle ve canlılarla karşılıklı ilişkilerini inceleyen temel ve uygulamalı bir bilimdir”. ( Alıntı ) Bu tanımıyla hidroloji diğer birçok bilimlerin alanlarına da görülmektedir. Matematik, fizik ve kimya gibi bilimlerle çok yakın bir ilişki içindedir.
Atmosferdeki su ile daha çok meteorolojinin, denizlerdeki su ile oşinografinin, yerin derinliklerindeki su ile de hidrojeolojinin uğraştığı söylenebilir. Su öyle kapsamlı bir elementtir ki insanoğlunun var olduğu günden beri bilim adamları su ile ilgili pek çok araştırma yapmışlardır. Su yeryüzünün neredeyse tamamını kapsamaktadır.
Daha az görDevlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ)
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ), ülkemizdeki bütün su kaynaklarının plânlanması, geliştirilmesi ve işletilmesinden sorumlu, kamu tüzel kişiliğine sahip özel bütçeli yatırımcı bir kuruluştur. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü çalışmalarını, 04/07/2011 tarih ve 27984 sayılı Resmi Gazete’de yayımDevamını oku
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ), ülkemizdeki bütün su kaynaklarının plânlanması, geliştirilmesi ve işletilmesinden sorumlu, kamu tüzel kişiliğine sahip özel bütçeli yatırımcı bir kuruluştur.
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü çalışmalarını, 04/07/2011 tarih ve 27984 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 645 sayılı KHK ile faaliyetlerini Orman ve Su İşleri Bakanlığı’na bağlı olarak yürütmektedir. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 6200 Sayılı Kanun’la 18 Aralık 1953 tarihinde kurulmuş ve 1954 yılında teşkilatlanmıştır.
DSİ, bir kamu kuruluşu olarak kendine verilen; taşkın koruma, sulu ziraati yaygınlaştırma, hidroelektrik enerji üretme ve büyük şehirlere içme suyu temini yanı sıra belediye teşkilâtı olan yerleşim yerlerine de içme, kullanma ve endüstri suyu temini gayelerini etkin bir şekilde yerine getirebilmesi bakımından, söz konusu dört maksadın ortak noktası olan baraj çalışmaları konusunda öncelikli faaliyetlerini sürdürmektedir.
DSİ faaliyetlerini; 6200, 167 ve 1053 Sayılı Kanunlara göre yürütür. Bu kanunlar aşağıda özetlenmiştir: 28/02/1954 tarih ve 6200 Sayılı Teşkilât ve Vazifeler Hakkındaki Kanun ile;
• Baraj inşa etmek,
• Taşkın kontrol yapılarını inşa etmek,
• Sulama tesisleri inşa etmek,
• Nehirleri ve bataklıkları ıslah etmek,
• Hidroelektrik enerji üretmek,
• Yukarıdaki işlerle ilgili her türlü etüdü yapmak, proje geliştirmek ve inşaatlarını yapmak,
• Yukarıda anılan tesislerin işletme, bakım ve onarımını yapmak,
16/12/1960 tarih ve 167 sayılı Yeraltı suları hakkında Kanun ile;
• Yeraltı suyu etüt ve araştırmaları için kuyu açmak veya açtırmak,
• Yeraltı suyu tahsisi yapmak,
• Yeraltı sularının korunması ve tescili,
• Arama, kullanma ve ıslah-tadil belgesi vermek,
03/07/1968 tarih ve 1053 Sayılı Ankara, İstanbul ve Nüfusu 100 000’den Büyük şehirlere içme Suyu Temini Hakkında Kanun ile;
• Baraj ve isale hattı,
• Su tasfiye tesisi inşaatları,
• Su depoları yapmak, görevleri DSİ’ye verilmiş iken, 18/04/2007 tarih ve 5625 sayılı Kanun ile 1053 sayılı kanunun
10. maddesinin değişmesi neticesinde nüfus kriteri kaldırılarak Belediye teşkilatı olan tüm yerleşim yerlerinin içme kullanma ve endüstri suyu ve gerekmesi halinde atık su tesislerinin yapımında DSİ yetkili kılınmış olup 1053 sayılı Kanunun adı da “Belediye Teşkilâtı Olan Yerleşim Yerlerine İçme, Kullanma ve Endüstri Suyu Temini Hakkında Kanun” olarak değiştirilmiştir.
İlaveten, 2 Kasım 2011 Tarihli ve 28103 Sayılı Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanarak yürürlüğe giren 662 sayılı KHK ile DSİ yeniden yapılandırılmıştır. Mevcut görevlerine ilave olarak, verilen görevlerden bazıları aşağıdadır.
• Kullanılmış suları tekrar kazanmak maksadıyla gerekli tesisleri yapmak veya yaptırmak,
• İşletmeye açılan hidroelektrik santrallerin su kullanım hakkı anlaşmalarına uygun olarak işletilip işletilmediğini kontrol etmek, bunlarla ilgili her türlü hesap ve tahsilât işlemlerini yapmak,
• Sınır aşan ve sınır oluşturan sular konusunda görev alanı ile ilgili çalışmalar yapmak,
• Yerüstü ve yeraltı sularını kalite yönünden izlemek, atık sular sebebiyle yerüstü ve yeraltı sularının kirlenmesinin tespiti hâlinde durumu Orman ve Su İşleri Bakanlığına bildirmek.
Yeraltı suları Kanunu, Medeni Kanunun 756. Maddesi ve 167 sayılı Yeraltı suyu Kanununa (1960) göre yeraltı suları kamu suyudur ve devletin yönetimi ve sahipliğindedir.
Kaynaklar, arazinin bütünleyici parçası olup, bunların mülkiyeti ancak kaynaklandıkları arazinin mülkiyeti ile birlik de kazanılabilir. Yeraltı suları, kamu yararına ait sulardandır. Arza malik olmak, onun altındaki yeraltı sularına da malik olmak sonucunu doğurmaz. Arazi maliklerinin yeraltı sularından yararlanma biçimi ve ölçüsüne ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır.
Yeraltı sularıyla ilgili tüm araştırma, yararlanma, koruma ve kayıt işlemleri bu kanun hükümlerine tabidir. Bu Kanun mülkiyet haklarını kamu alanı kapsamına almıştır. Kullanım hakkı başvuru sonrası verilebilecek lisansa bağlıdır (akiferin emniyetli beslenme limiti çerçevesinde) ve kullanım hakkı satılamaz veya devredilemez. Devlet Su İşleri lisansları verir, kirliliği izler ancak yeraltı suyunun kirliliğinin kontrolü DSİ’nin yetki alanında değildir.
Takip eden dönemde, 3202 sayılı yasa ile kurulan Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü (KHGM) ve 2560 sayılı yasa ile kurulan İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) de 167 sayılı Yeraltı suları Kanunun kapsadığı alanlarda faaliyet göstermişlerdir. Bu durum idari duplikasyonlara ve bunun sonucu olarak da yer altı sularının yeterince korunamamasına sebep olmuştur.
7.6.2011 tarihli ve 27957 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “DSİ Yer altı suyu Ölçüm Sistemleri Yönetmeliği” ile 167 sayılı Kanuna uygun olarak verilmiş kullanma belgesine istinaden yeraltı suyu kuyusu, galeri, tünel ve benzerlerinden çekilen ve çekilecek olan yeraltı suyu miktarının, ölçüm sistemleri ile ölçülerek kontrol altına alınması ve kullanılacak ölçüm sistemlerinin tespiti amaçlanmıştır.
7 Nisan 2012 tarih ve 28257 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Yeraltı Sularının Kirlenmeye ve Bozulmaya Karşı Korunması Hakkında Yönetmelik” ile de iyi durumda olan yeraltı sularının mevcut durumunun korunması, yeraltı sularının kirlenmesinin ve bozulmasının önlenmesi ve bu suların iyileştirilmesi için gerekli esaslar belirlenmiştir.
Daha az görOrman ve Su İşleri Bakanlığı Nedir?
Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Ülkemizde su yönetimi ile ilgili görevlerde koordinasyon sağlamak ve özellikle planlama ve politika belirleme ile ilgili görevleri tek elden yerine getirmek ve suyun yönetimini sağlamak üzere; Orman ve Su İşleri Bakanlığı’na bağlı Su Yönetimi Genel Müdürlüğü, 4 Temmuz 2Devamını oku
Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Ülkemizde su yönetimi ile ilgili görevlerde koordinasyon sağlamak ve özellikle planlama ve politika belirleme ile ilgili görevleri tek elden yerine getirmek ve suyun yönetimini sağlamak üzere; Orman ve Su İşleri Bakanlığı’na bağlı Su Yönetimi Genel Müdürlüğü, 4 Temmuz 2011 Tarihli ve 27984 (1.Mükerrer) Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 645 sayılı KHK ile kurulmuştur. Söz konusu KHK ile Su Yönetimi Genel Müdürlüğüne su kaynaklarının korunması ile ilgili olarak;
• Su kaynaklarının korunması, iyileştirilmesi ve kullanılmasına ilişkin politikaları belirlemek,
• Su yönetiminin ulusal ve uluslararası düzeyde koordinasyonunu sağlamak,
• Su kaynaklarının kıyı suları dahil olmak üzere koruma-kullanma dengesi gözetilerek, sucul çevrenin ekolojik ve kimyasal kalitesinin korunması ve geliştirilmesini sağlamak maksadıyla havza bazında nehir havza yönetim plânları hazırlamak, hazırlatmak,
• Kurak dönem yönetim stratejilerini belirlemek
• bütüncül nehir havzaları yönetimi ile ilgili mevzuat çalışmalarını yürütmek,
• Su verimliği konusunda çalışmalar yapmak, Atık suların geri kullanımı, kayıp kaçakların kontrolü, su tasarrufu konularında hedef ve politikaları oluşturmak
• Havza bazında kirliliğin önlenmesi ile ilgili tedbirleri ilgili kurum ve kuruluşlarla birlikte belirlemek, değerlendirmek, güncellemek ve uygulamaların takibini yapmak,
• Yerüstü ve yeraltı sularının kalite ve miktarının korunmasına yönelik hedef, ilke ve alıcı ortam standartlarını ilgili kurum ve kuruluşlarla birlikte belirlemek,
• Su kirliliği açısından hassas alanları ve nitrata duyarlı hassas alanları tespit etmek ve izlemek,
• Taşkın Yönetim Planlarını Hazırlamak
• Su bilgi sistemini kurmak
• Ulusal izleme ağını kurmak ve İzleme programlarını hazırlamak görevleri verilmiştir.
Su kaynaklarının bütüncül havza yönetimi anlayışı çerçevesinde; 20 Mart 2012 tarih ve 28239 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 2012/17 sayılı Başbakanlık Genelgesi uyarınca; su kaynaklarının bütüncül havza yönetimi anlayışı çerçevesinde korunması için gereken tedbirleri belirlemek, etkili bir su yönetimi için sektörler arası koordinasyonu, işbirliğini ve su yatırımlarının hızlandırılmasını sağlamak, ulusal ve uluslararası belgelerde yer alan hedeflerin gerçekleştirilmesi için strateji, plan ve politika geliştirmek, havza planlarında kamu kurum ve kuruluşlarınca yerine getirilmesi gereken hususların uygulanmasını değerlendirmek, üst düzeyde koordinasyonu ve işbirliğini sağlamak üzere Su Yönetimi Koordinasyon Kurulu (SYKK) kurulmuştur.
Ülkemizde toplumun yeterli miktarda ve uygun kalitede suya erişim hakkını esas alarak, su kaynaklarının ve sucul hayatın sürdürülebilir şekilde korunması, kullanılması, iyileştirilmesi, geliştirilmesi, su ile ilgili bilgilerin toplanması, izlenmesi, havza bazında etüt ve planlamalarının yapılması, kullanım önceliklerinin belirlenerek tahsislerinin tek merciden yapılması, su yönetiminde etkinlik ve katılımın geliştirilmesine yönelik, usul ve esasların düzenlenmesi maksadıyla Su Kanunu Tasarısı hazırlık çalışması Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından yapılmaktadır.
Daha az görİyon Nedir
İyon: Suda çözünürken elektron almış veya elektron vermiş tabii bir mineral. Örnek, sofra tuzu (NaCl) suda çözündüğünde (Na +) ve (Cl -) iyonları oluşur. İyon elektron almış veya vermiş ve nötr olmayan atom gruplarına verilen isimdir. Atomlar genellikle kararsız yapılarından kurtulabilmek için elektDevamını oku
İyon: Suda çözünürken elektron almış veya elektron vermiş tabii bir mineral. Örnek, sofra tuzu (NaCl) suda çözündüğünde (Na +) ve (Cl -) iyonları oluşur.
İyon elektron almış veya vermiş ve nötr olmayan atom gruplarına verilen isimdir. Atomlar genellikle kararsız yapılarından kurtulabilmek için elektron verme veya eksik olan elektronları alma işlemlerini gerçekleştirirler. Bu durumda atomlar nötr durumdayken iyon yapısına geçmiş olurlar. Kısaca nötr durumda olan bir atomun elektron alıp verme durumunda nötr durumdan çıkması durumuna iyon adı verilmektedir.
Nötr durumda olan bir atomun elektron ve proton sayıları eşittir. Bu eşitsizliğin bozulması durumunda proton verilip alınamayacağı için elektronların hareketleri ile bozulmaktadır. Bu durumda nötr durumda olan bir atomun elektron alması durumunda elektron sayısı ile proton sayısı eşitliği bozulur. Bu sebeple bu atom artık atom değildir. İyon haline dönüşmüştür.
İnsan sağlığı açısından iyonların insan sağlığına olumlu veya olumsuz etkileri bulunur. Bazı kaynaklarda negatif iyon oranının yükselmesi durumunda insanların kalp ve damar sağlığını olumsuz etkilediği belirtilmiştir.
İyon Ne İşe Yarar?
İyon günlük hayatta kullandığımız birçok üründe bulunmaktadır. Özellikle saç kurutma makinelerinde kullanılmaktadır. Saç kurutma makineleri buna örnek olabilir. Standart saç kurutma makinelerinin insan sağlığına etki bulunur. Bu nedenle iyon saç kurutma makineleri bulunur. Bu makineler standart makinelere oranla daha az zararı bulunmaktadır. İyon özellikli saç kurutma makineleri sağlık açısından daha güvenlidir.
İyonun Kimyasal Türü Yapısı ve Özellikleri
Bir atom elektron almış veya vermiş ise o atom iyona dönüşür. Bunun sebebi eksi yüklü elektron sayısı ile artı yüklü elektron sayısında denge kalkmıştır. İyonun 3 farklı çeşidi bulunmaktadır. Bunlar pozitif yüklü iyon diğer adı ile katyon, ikincisi negatif yüklü iyon, diğer adı ile anyon, son olarak ise çok atomlu iyonlardır. İyonların yapısı ve özellikleri şu şekilde açıklanmaktadır:
– + ve – yüklü gruplara denir.
Daha az gör– Elektron verir ise + yüklü iyon oluşmaktadır. Elektron alır ise – yüklü iyon oluşmaktadır.
– X atomu için gösterilir.
– Buradan nötron ile proton sayıları bulunabilir.
THM Nedir?
İçme sularına dezenfeksiyon amacıyla klorlama işlemi uygulandığında, klor doğal organik maddelerle reaksiyona girerek trihalometan (THM) oluşur.
İçme sularına dezenfeksiyon amacıyla klorlama işlemi uygulandığında, klor doğal organik maddelerle reaksiyona girerek trihalometan (THM) oluşur.
Daha az görDOM Nedir
İçme sularında kullanılan DOM kısaltması "Doğal Organik Madde" kelimelerinin kısaltmasıdır. Doğal sular, jeosfer, biyosfer ve hidrolojik döngü arasındaki etkileşimin sonucu olarak doğal organik madde (DOM) içerirler. İçme sularına dezenfeksiyon amacıyla klorlama işlemi uygulandığında, klor doğal orgDevamını oku
İçme sularında kullanılan DOM kısaltması “Doğal Organik Madde” kelimelerinin kısaltmasıdır.
Doğal sular, jeosfer, biyosfer ve hidrolojik döngü arasındaki etkileşimin sonucu olarak doğal organik madde (DOM) içerirler. İçme sularına dezenfeksiyon amacıyla klorlama işlemi uygulandığında, klor doğal organik maddelerle reaksiyona girerek trihalometan (THM) ve haloasetikasit (HAA) gibi kanserojen olduğu ve insan sağlığına zarar verdiği bilinen çeşitli dezenfeksiyon yan ürünlerini (DYÜ) oluştur.
Bunlar arasında en tehlikeli ve en yaygın olanlar THM’lerdir. İçme sularındaki THM’ler birçok ülkede potansiyel sağlık etkileri nedeniyle denetim altına alınmıştır. Doğal sularda bulunan organik maddelerin yol açtığı problemlerin ortaya çıkmasıyla, bu maddelerin giderimi ne yönelik proseslerin geliştirilmesi de kaçınılmaz olmuştur. İçme sularında organik madde giderimin de kullanılan yöntemler arasında koagülasyon, aktif karbon adsorpsiyonu, ozonlama, MIEX reçine ile giderim ve membran filtrasyon gibi teknolojiler etkili olmakta ve kullanım alanları yaygınlaşmaktadır.
DOM
Tüm yüzeysel ve yeraltı sularında hatta yağmur suyunda bile bulunan, doğal organik maddeler, kompleks biyotik ve abiyotik reaksiyonlar sonucu oluşur. DOM, makro moleküllü hümik maddeler, küçük molekül ağırlıklı hidrofilik asitler, proteinler, yağlar, karboksilik asitler, amino asitler, karbonhidratlar ve hidrokarbonlar gibi organik maddeleri içeren heterojen bir karışımdır (Aiken ve Cotsaris, 1995).
Yüzeysel sularda bulunan organik maddeler bitkisel, toprak, evsel ya da endüstriyel kökenlidir. Doğal olarak meydana gelen kararlı toprak organik maddesi genellikle humik madde olarak bilinmekte ve toprak organik maddesinin yaklaşık %35- 65’ini oluşturmaktadır. Bu oran renkli yüzeysel sularda %80’lere kadar çıkabilmektedir.
Doğal organik madde (DOM) farklı büyüklükte ve farklı fonksiyonel gruplara sahip organik moleküllerin karışımından meydana gelmektedir (Teksoy, 2006). DOM’un bileşimi ve fizikokimyasal karakteri hem zaman hem de konum açısından çok çeşitlilik gösterebilir. DOM’un doğal sularda en çok bulunan bileşeni çözünmüş organik maddedir (ÇOM).
DOM’un fizikokimyasal bileşimi su ortamında meydana gelen bazı biyojeokimyasal süreçlerden etkilenir. Örneğin, karbonun alg ve sudaki bitkiler tarafından tutulması, organik maddelerin biyolojik olarak bozunması ve dönüşümü, sıvı ve katı fazlar arasındaki dağılım, ışığı kullanarak bozunma (fotodegredasyon) ve oksidasyon gibi süreçler etkilidir.
Bunlara ilaveten, toprak ve bitki kalıntılarındaki organik maddelerin yağmur ve yüzeysel akış ile taşınımı, sedimentten difüzyon ve canlı veya çürümüş bitkiler de doğal sulardaki organik madde içeriğine katkıda bulunurlar.
DOM’un biyolojik olarak parçalanabilen kısmı organizmaların büyüme ihtiyaçları için hızla tüketildiğinden, su ortamında bulunan DOM’ların çoğu daha ziyade farklı kaynaklı kararlı bileşenlerden oluşmaktadır. Ancak, mikrobiyal prosesler ve fotokimyasal reaksiyonlar gibi bazı mekanizmalar da yavaş olsa da DOM’un kimyasal reaktivitesi ve yapısı değişebilir.
DOM’ların varlığı, doğada ve mühendislik sistemlerindeki su kalitesi üzerinde önemli etkilere sahiptir. DOM’ların proton alıcı ve/veya verici olması, pH tamponlayıcı olması, kirleticilerin bozunması ve taşınımları üzerindeki etkileri, çökelme reaksiyonları ve minerallerin çözünmesinde yer almasından dolayı, su sistemlerindeki jeokimyasal reaksiyonlar DOM’lar tarafından kontrol edilir.
DOM’lar, yüzeysel sularda ışık bölgesinin derinliğini kontrol eder, besin maddelerinin biyolojik kullanılabilirliğini etkiler ve mikrobiyal büyüme için karbon kaynağı sağlar. DOM’lar, karbonhidratlar ve proteinler gibi önemli mikrobiyal substratları da yapılarına bağlayabilir.
DOM’lar, hidrofobik organiklerin (örn., pestisitler), metallerin (örn., kurşun, kadmiyum, bakır ve civa), radyonükleoitlerin (örn., plutonyum ve uranyum) hareketini ve taşınımını artırırlar. Böylece, su ortamında hemen hemen hareketsiz kabul edilen bu kimyasallar, yapı ve aktivite ilişkileri kullanılarak tahmin edilen mesafelerden daha uzaklara taşınabilir.
Ayrıca, DOM ile kompleks oluşturduktan sonra bu kimyasalların biyolojik kullanılabilirlikleri ve jeokimyasal dönüşümleri de değişebilir (Aiken ve Cotsaris, 1995).
Daha az görArıtma suyu tadı kötü
Suyun tadı iyi değilse Biocera antioksidan alkali mineral filtresi ekleyin tat düzelir. Arıtma cihazınıza ek filtre eklenebilir herzaman
Suyun tadı iyi değilse Biocera antioksidan alkali mineral filtresi ekleyin tat düzelir. Arıtma cihazınıza ek filtre eklenebilir herzaman
Daha az görsu damla damla akıyor
suyun damla damla akması membran filtrenin zarar gördüğünü gösterir membran filtreyi değiştirin düzelir.
suyun damla damla akması membran filtrenin zarar gördüğünü gösterir membran filtreyi değiştirin düzelir.
Daha az gör